«

»

29 yıl sonra Yargıtaydan taşeron işçi sorununa çözüm ışığı- Dr. Murat ÖZVERİ

Çalışma yaşamının kanayan yarası taşeron işçiliğinin çözümü doğrultusunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önemli bir karar verdi. Referandum telaşı içerisinde gözden kaçmamasını diliyorum.

Bu kararla işverenlerin “asıl” ya da “yardımcı işleri” taşeron işçilerine vermeleri, keyiflerine göre taşeron işçi çalıştırmaları sendikaların imzaladığı toplu iş sözleşmeleriyle engellenebilecek.

Taşeron işçilerinin taleplerini anımsayalım:

Taşeron işçisi, aynı işyerinde, aynı işi yaptığı işçilerle eşit ücret istiyor.

Taşeron işçisi aynı işyerinde aynı işi yaptığı işçilerle aynı çalışma koşullarına sahip olmak istiyor.

Yani taşeron işçisi, benim de hafta tatilim olsun, ben de yıllık izinlerimi kullanabileyim, ben de haftada 45 saat çalışmalıyım, benim de fazla çalışmalarım düzenli ödensin, bana da işçi sağlığı iş güvenliği kuralları uygulansın, işten atıldığımda ben de iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileyim, benim de kıdem ihbar tazminatım gerçek ücretim üzerinden ödensin diyor.

Taşeron işçisi işvereninin kim olduğunu bilmek istiyor. Sürekli değişen, yüzünü dahi görmediği kağıt üzerinde işveren olarak gösterilmiş olan taşeronları değil, işini yaptığı işvereni muhatap olarak görmek istiyor.

Kısaca taşeron işçisi, iş yasasının arkasından dolaşılmadan kendisine de uygulanmasını istiyor.

Taşeron işçileri tüm bu istemlerini tek bir kelimeyle dile getiriyor: “Kadro.” “Taşeron işçisi kadro” diye yılardır mücadele ediyor.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 31.05.2016* tarihinde vermiş olduğu kararla 29 yıl sonra bir kez daha**taşeron sorununun çözümünde sendikaları ve toplu iş sözleşmesi hakkını işaret etti.

1. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararı ile iş hukukunda asıl olanın işverenin asıl veya yardımcı işlerinde kendi işçilerini çalıştırmasıdır dedi. İşverenin asıl veya yardımcı tüm işlerini kendi işçilerine yaptırmasının kural olduğunun bir kez daha altını çizdi.

2. Bir işverenin bazı işleri taşerona vermesinin iş hukukunun temel ilkeleri açısından istisna olduğunu, istisnanın kural haline getirilemeyeceğine işaret etti.

3. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bu kararında dedi ki; “Süreksiz işlerde, belirli süreli işler ile yıllık ücretli izinde olan işlerin izinde oldukları süre için geçici işçi (ödünç iş ilişkisi) veya müteahhit(taşeron-alt işveren) işçisi çalıştırılabileceği, bununda dışında sürekli işler olan işverenin asıl ve yardımcı işlerinde geçici işçi veya alt işveren işçisi çalıştırılamayacağı” (Yargıtay kararına söz konusu olan toplu iş sözleşmesinde) çok açık olarak belirtilmiştir.”

4. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi dedi ki: “İşverenin toplu iş sözleşmesi ile alt işveren uygulamasına gidemeyeceğine ilişkin sözleşme hükmü, borç doğurucu bir hükümdür. Bu hüküm, işverenin sürekli işleri kendi işçileri ile yapmasını öngördüğünden ve istisnanın uygulanmasını yasakladığından geçerli bir hükümdür.”

Yargıtay son derece net ifadelerle işverenin taşeron işçi çalıştırmasının toplu iş sözleşmesiyle sınırlandırılmasının “İşverenin girişim özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırdığı düşünülemez”dedi.

Ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, “İşyerinde asıl olan ister asıl iş, ister yardımcı iş olsun bu işleri kendi işçileri ile yerine getirmesidir” dedi.

Sendikaların, taşeron çalıştırılmasını sınırlandıran hükümleri toplu iş sözleşmelerine koyarak, taşeron işçilerini örgütlemelerinin önünde hukuki bir engelin bulunmadığı bu kararla bir kez daha doğrulanmıştır.

Sendikalar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararını esas alarak işyerlerinde taşeron çalıştırılmasını sadece istisnai hallere indirgeyen toplu iş sözleşmeleri yapabilirler.

Top sendikalarda, işverenden icazet beklemeksizin taşeron çalıştırılmasını toplu iş sözleşmeleriyle sınırlandıracak bir mücadele onları bekliyor. Haydi hayırlısı…

* Y. 9. HD. 2016/16706 E., 2016/12873 K, 31.05.2016 T.

** Aslında taşeron işçi üzerinden güvencesiz bir çalışma ortamı yaratmaya, taşeron işçileri üzerinden sendikalı işçilerin baskılanmaya dönük sistemin ilk adımları atıldığında da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) 1987 yılında vermiş olduğu bir kararla soruna önemli ölçüde çözüm getirmişti.

YHGK 1987 tarihli kararında işyerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesinden, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına üye olan taşeron işçilerinin de yararlanabileceklerine karar vermişti. Böylece taşeron işçisi işverenden “kadro” dilenmek zorunda kalmadan işyerinde örgütlü sendikaya üye olarak sendikalı işçilerin sahip olduğu tüm haklara sahip olabiliyordu. (YHGK 1987/9-166 E. 1987/815 K. 04.11.1987 T, sayılı) 

Ama böyle olunca taşeron işçi çalıştırmanın işverene sağladığı ucuz işçilik, işçiyi yönetmekte kolaylık unsurları taşeron işçinin sendikaya üye olma hakkıyla ortadan kalkıyor, sendikalı bir işyerinde taşeron işçi çalıştırmanın işverene getirdiği avantaj kalmıyordu.

Ne yazık ki, YHGK’nin bu kararının arkasında sendikalar duramadı. İş hukuku öğretisinin çoğunluğu, pek çok iş hukuku hocası taşeron uygulamasının doğmadan sınırlanmasını sağlayacak bu kararı yerden yere vurdu. Yargıtay da görüş değiştirip, taşeron işçilerinin kendileri ayrı bir toplu iş sözleşmesi imzalamadan işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlanamayacakları görüşüne döndü. 29 yıl sonra 2016’da Yargıtayın iş hukukunun özüne sadık kalarak verdiği bu kararın binlerce güvencesiz çalışan “taşeron” işçi için çözüme dönüştürülebilmesi dileğiyle…

Kaynak: Evrensel

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://selulozis.org.tr/yazilar/29-yil-sonra-yargitaydan-taseron-isci-sorununa-cozum-isigi-dr-murat-ozveri/